11 Şubat 2015

Ölüm'e Dair...

Francis Bacon ile Ölüm Üstüne

Ölüm"İnsanların ölümden korkması, çocukların karanlık bir yere girmekten korkmalarına benzer, çocukların doğal korkusunu masallar nasıl arttırırsa, insanın ölüm korkusu da öyle artar. "
Küçükken karanlık bir odanın önünden geçerken, arkadan usulca bir elin uzanarak sizi yakalayacağı hissine kapılıp, hızlıca oradan uzaklaştığınız olmuş mudur? Karanlığın belirsizliği çoğu çocukta ürpertiye sebep olur muhakkak, ancak bize uzanan o el, dinlediğimiz korku dolu hikayelerin hayal mahsulüdür. Ölümün belirsizliğinin insanoğlunda yarattığı tedirginlik, ölüme dair anlatılan hikayeler ile daha da çoğalmaktadır.



Francis Bacon
"Ölümün, günahların bir karşılığı, başka bir dünyaya geçiş olarak görülmesi, hiç kuşkusuz kutsal, tanrısal bir düşüncedir, ama nasıl olsa ödenmesi gereken doğal bir borç olduğundan, ondan korku duymak budalalıktır."
Ölümün doğallığı ondan duyduğumuz korkuyu alt etmemize yardımcı olur mu dersiniz? Ölüm; neye karşılık ödenen bir borçtur? Bize verilen hayata karşılık mı? İrademiz dışında sahip olduğumuz hayat için neden borç ödemek durumunda kalalım ki !


"Bununla birlikte, dinsel düşüncelere ara sıra gurur ile kör inancın karıştığı da olur. Kimi keşişlerin yazdığı çile kitaplarında, insanın, bir tek parmağının ucu sıkıştırıldığında ya da işkence gördüğünde nasıl canının yandığını düşünerek, bundan bütün gövdenin çözülüp dağılması demek olan ölümün acısına pay biçmesi gerektiği söylenir; oysa ölüm çoğu zaman üyelerimizden birinin acımasından daha az acı verir, çünkü gövdemizin en önemli üyeleri, acıyı en çok duyan yerlerimiz değildir."
Ölüm an'ında hissedilen acıyı kim bilebilir ki ? Bir insan bedeni çözülüp dağılırken; o insanla beraber dağılan anıların, geride kalanlar üzerinde bıraktığı acıya ne demeli ? Hissedip bilebileceğimiz tek acı bu bence, yoksa bir bedenin ruhsuzlaşıp salt maddeleşmeye döndüğü anda acı hissedip hissetmediğini, ne yazık ki,ancak kendi ölüm anımızda öğrenebileceğiz.
"Yapmacıksız bir filozof, doğal bir insan olarak konuşan bilge kişi, ne güzel söylemiş: "Ölümün çevresinde koparılan yaygara, ölümün kendisinden daha çok korkutur. " (Seneca'nın Lucillius'a Mektubundan) inlemeler, dövünmeler, soluk bir yüz, ağlayan yakınlar, kara yas giysileri, gömme törenleri gibi şeyler ölümü korkunç gösterir. Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta, insan yüreğinde bir tek duygunun bile ölümü alt edecek güçten yoksun olmadığıdır; dolayısıyla ardında savaşı kazanabilmesine yardımcı olacak bunca dayanağı bulunan insan için ölüm hiç de korkulacak bir düşman değildir. "
Ölüm çaresizliktir insanoğlu için. O büyük isyanlar, ağlamak, inlemek, dövünmek; ölüm karşısındaki güçsüzlüğümüzün dışa yansımasıdır. Yok oluşu dur duramamanın, geride kalan pişmanlıkların, keşkelerin ağırlığını üzerimizde hissetmenin isyanıdır belkide o ölüm ritüelleri.  Yine de haklıdır Francis Bacon, her ölüm acısı; insan oğlunun güçlü duyguları karşısında zamanla sessizleşip, dinginleşmeye mahkumdur. 
"Öç, ölümü yener; sevgi küçümser; onur özler; üzüntü koşa koşa gider ona; korku ise onu önceden benimser; üstelik tarihte okuduğumuza göre, imparator Ottho'nun kendi canına kıymasından sonra, duyguların en incesi olan acıma duygusu, birçok kişiyi efendilerine bağlılıklarından dolayı ölüme yöneltmiş."
"Evet, Seneca ölümün bir alınganlık ya da bıkkınlık yüzünden de özlenebileceğini söyler: "Ne zamandan beri hep aynı şeyleri yapıp durduğunu düşün bir kez; ölmeyi yalnız yiğit ya da mutsuz kişi değil,bıkkın kişi de ister" Bir insan yiğit ya da mutsuz olmasa bile, hep aynı şeyleri sürekli yapmaktan bıktığı için de ölmek isteyebilir. "
Francis Bacon
Hayatı kaybetme korkumuzun simgesi olan ölümün, aynı zamanda hayattan kurtulmak istediğimizde kaçış noktamız olması ne kadar da çelişkili öyle değil mi?  Yarının ve gelecek diğer tüm günlerin; geçmiş günlerin tekrarı olacağını bilmek, hayatın istediğimiz değişim yönüne evrilemeyeceğini hissetmek, tüm bunlara rağmen inatla yaşamaya devam etmek, Seneca'nın ifadesiyle bıkkınlık yaratır mı? Bence bıkkınlık, umudun bittiği yerde başlar, yarına dair umudunuz kalmamışsa, yaşamı devam ettirmek işkenceye dönüşebilir. Böyle anlarda ölüm, işkenceyi sonlandırmanın tek çaresi gibi görünse de, ölme cesaretini gösterecek insan sayısı çok azdır. Hayattan kurtulup, ölümün koynuna sığınmak istesek de, ölüme dair belirsizlikler, cesaretle adım atmamıza engeldir.  
"Ölümün yaklaşmasının olgun ruhlarda pek az bir değişiklik yarattığı da, önemsenmeyecek bir şey değildir, çünkü böyle ruhlar son anlarına dek aynı kalırlar. Augustus Caesar bir selamla ölür:"Livia, birlikte yaşamımızı ömrünce unutma, hoşça kal." Tiberius, ikiyüzlülüğü içinde ölür, Tacitus'un da dediği gibi: "Tiberius'un canı gövdesinden çıkmıştı, ama ikiyüzlülüğü çıkmamıştı. "Vespasianus, oturaklı iskemlesi üzerinde, bir şaka yaparak ölür:"Tanrılaşıyorum galiba." Galba ise"Roma halkı için hayırlı olacaksa, vur."  diyerek uzatır boynunu ölüme. Septimus Severus, var gücüyle çalıştığı sırada, iş başında   ölür:  "Görülecek başka işim kaldıysa, çabuk olun." Çoktur buna benzer örnekler."
Hayatın ellerimiz arasından kayıp gittiği o anda, ölüme "hoş geldin" diyebilmek, o geçiş anını dinginlikle karşılayabilmek, sadece olgun ruhların gösterebileceği bir tavır mı? Çaresiz bir hastalığın pençesinde aylarca kıvranan biri, yatağında usulca ölümün gelmesini beklemez mi?  Ya da uzun yıllar yaşayıp da gücünü kuvvetini kaybedip, yaşama arzusunu yitiren biri. Son kertede, ölümü alt etmeyi kim başarabilmiş. O an geldiğinde, sükunetle beklemekten başka ne yapılabilir ki! 
"Kuşkusuz, Stoacılar da ölüme çok fazla önem veriyor, büyük hazırlıklarıyla onu olduğundan daha korkunç bir şey gibi gösteriyorlardı."Yaşam sonu doğanın armağanlarından biridir." diyen kişi, daha güzel söyler. Ölmek de doğmak gibi doğal bir şeydir; yeni olan bir bebek için, doğmak da ölmek kadar acı verir."
Doğmak; hiç'lik ten gelmek, ölmek; hiç'liğe varmak ise, doğum ile ölüm özdeş mi? O halde ölümden korkmak niye...
"Bir yararlılık göstermeye çalışırken ölen kimse, kızgın bir kavgada yaralanıp da yarası sıcakken acı duymayan kişiye benzer; dolayısıyla kendini iyi bir iş görmeye adamış kararlı insan, ölüm korkusundan uzak olur. İnanın bana, şarkıların en tatlısı, bir insanın gönlündeki yüce amaçlarıyla umutlarına eriştiği an,"Şimdi artık salıver beni Tanrım..." tir. Ayrıca, yüce bir ünün kapılarını açmak, çekememezliğin kökünü kurutmak da ölüme özgü şeylerdir: "Ölümünden sonra kişi sevgiyle anılacaktır."
Hakkını vererek yaşayanlar, ölümü de sükunetle karşılayacaklardır. Peki hakkını vererek yaşamak ne demektir ? Francis Bacon'ın ifadeleri ile "insanın; gönlündeki yüce amaçlarıyla, umutlarına eriştiği bir hayatı yaşamasıdır." Kanımca asıl korkulması gereken ise, aşağıdaki şiirin dizelerinde ifadesini bulmaktadır.



Kaynak: Denemeler-Francis Bacon 


Creative Commons Lisansı
Bu sayfalardaki yazıların tüm hakları yazara aittir. Sadece kaynak gösterilerek, yazar adı ve orijinal sayfanın aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir ve paylaşılabilir.Tüm Yazılar Creative Commons Al 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

4 yorum:

  1. Ölüm bir an, gelme olasılığı her an
    işte bu yüzden şimdi sev, şimdi iç, şimdi yap.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler
    http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. BU yazılar belirli bir süre sonra beni baydı. ölümün ürkütücü yanlarını doğru tanımlayamamışsınız. Herşey tanrı çevresinde gelişiyor ama tanrının olmama olasılığına bağlı düşünme şekli yok

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,

    Francis Bacon’ın denemelerinden oluşan felsefi nitelikteki ‘’Sevgi Üstüne’’ kitabı, genel olarak okurken keyif aldığım bir kitap oldu.

    Kitapta çok fazla alıntı olması ve kitabın dilinin biraz ağır olması, bazen kitabı elimden bırakmama neden olsa da kişisel gelişim için son derece faydalı bilgilerin yer aldığı bu kitabı sonuna kadar özümseyerek okudum.

    Altını çizdiklerim:

    ”İnsanın ne olduğu, yüksek bir yere geldiği zaman ortaya çıkar.” (Yüksek Görevler Üstüne)

    ”Hakkınla kazan, ölçüyle harca, kıvançla dağıt, gönül rahatlığıyla da vazgeç.” (Zenginlik Üstüne)

    ”İnsanlar gerçek yüzlerini güvenildikleri, öfkelendikleri, boş bulundukları, darda kaldıkları durumlarda gösterirler.” (İş Görüşmeleri Üstüne)

    http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/francis-bacon-sevgi-ustune/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...